Moda Kimin İçin? Kadın Gücü mü, Erkek Fantezisi mi?

Yazı: Sofi Ashkriz

Konuya bir soruyla başlamak istiyorum: Moda gerçekten kimin için var? Kadınları güçlendirmek için mi yoksa erkeklerin memnuniyeti için mi? Bu sorunun peşine düştüğümde aklıma 90’ların sonu ve 2000’lerin başında yaşanan sansasyonel ve provokatif yaklaşımlar geldi: Tom Ford gibi tasarımcıların kampanyaları aslında neyi amaçlıyordu? Bu kampanyalar sanatsal mı, provokatif mi, yoksa zekice kurgulanmış bir pazarlama stratejisi mi?

Tom Ford’un Kadın Gücü Vizyonu

“Moda sadece kıyafetle ilgili değil. Cinsellik, arzu ve güçle ilgili bir hikâye anlatmak istedim. O dönem insanlar modadan heyecan ve özgüven almak istiyordu. Seks satıyor, evet ama bundan daha fazlası: Seks, gücün ve cazibenin sembolüdür,” diyor Tom Ford!

Gucci’nin o dönemki finansal durgunluğunu kırmak ve markayı yeniden canlandırmak için Tom Ford, Gucci’nin başına geçerek sınırları zorladı.

Provokasyon mu, Strateji mi?

Kampanyaların şok etkisi yaratması bilinçli bir tercihti. İnsanların dikkatini çekmek ve modayı pop kültürünün ön sayfalarına taşımak onun ana hedeflerinden biriydi.

Ford’un bu yaklaşımı, Gucci’nin o dönemde küresel moda sahnesinin en ikonik markalarından biri olmasını sağladı.

Tom Ford’un bu konuda yorumu oldukça düşündürücü:

Tom Ford ss2001

1-Kim Peers / YSL Spring 2001/Photographer: @stevenmeiselofficial
2- Deconstructed Smoking Jacket, Garter & Satin Wedges / Spring 2001/Magazine: @voguefrance/Photographer: @mariotestino

“Amacım moda dünyasını uyandırmaktı. Sessiz kalamazdım. Moda duygusal bir şeydir; sizi düşünmeyi bırakıp hissettirmeli. Bu kampanyalarla cesur ve korkusuz olmak istedim.”

Sanatsal, ilgi çekici ve sansasyonel mi? Evet! Hedefi 10’dan vurup Gucci’yi tekrar gündem yaptı mı? Kesinlikle! Peki, kadın gücünü ortaya çıkardı mı? Bence hayır.

Ford’a göre bu kampanyalarda çıplaklık her zaman erkek bakış açısına hizmet etmiyor; tam tersine kadınların gücünü, özgüvenini ve kontrolünü yansıtan imgeler olarak sunuluyor!

“Cinsellik, kadınlara karşı bir silah değil, onları güçlendiren bir unsurdur. Kadınların modayla kendilerini güçlü hissetmelerini istedim.”

Modanın karmaşık tarihine bakacak olursak, Tom Ford o dönem yarattığı kampanyalarla tam da amacıladığı gibi bir başarı elde etti. Sanatsal, ilgi çekici ve sansasyonel mi? Evet! Hedefi 10’dan vurup Gucci’yi tekrar gündem yaptı mı? Kesinlikle! Peki, kadın gücünü ortaya çıkardı mı? Bence hayır.

Spring 2003

Louise Pedersen & Adam Senn / Spring 2003
Photographer: @mariotestino

Bu kampanyalardaki gücün inovasyonu çok fazla paradoks içeriyor. Bu gerçekten kadına yönelik mi yoksa erkekleri memnun edecek bir çalışma mı, tartışılır.

Louise Pedersen & Adam Senn / Spring 2003

Louise Pedersen & Adam Senn / Spring 2003
Photographer: @mariotestino

Erkek Egemenliği Dünyasında Kadın Gücü

Tüm bu fotoğraflarda kadınlar erkeklerin kontrolünü ele geçirmiş gibi sergileniyor olsa da aslında kadınlar, erkeklerin şehvetlerinin kontrolünü ele geçirmişler; kendilerini değil!

Erkek egemenliği dünyasında, hatta Avrupa ve Amerika gibi gelişmiş ve açık fikirli ülkelerde bile hâlâ erkek egemenliği hakim. Kadının seksi cazibesi her zaman erkeğe ve erkeği memnun etmeye yöneliktir.

Asıl gücün ve cazibenin kadınların bilgelik, zeka ve entelektüelliklerinde saklı olduğuna inanıyorum. Ki bunu erkekler beğenmiyorlar, çünkü bir tehdit olarak görüyorlar. Kadınların zeki ve güçlü olmaları erkeklerin işine gelmediği için, kadını bir “seks objesi” olarak kullanmaya devam ediyorlar.

Belki eskiden olduğu gibi aleni olmasa da böyle “cinsellik ve güç kadının elinde” gibi laflarla modern bir kılıf uydurup kadını gerçekte olduğundan aşağı çekiyorlar.

Tom Ford’un amacı ne kadar “kadın gücü” vurgusu yapmak gibi görünse de aslında bu tür kampanyaların çoğu erkek bakış açısını (male gaze) süslü, sanatsal bir ambalajla sunulmuş halidir.

Kadının Gerçek Gücü: Bilgelik ve Zeka

Kadın bedeninin güç ve cazibe üzerinden anlatılması moda dünyasında sık sık özgürleşme mesajı gibi gösterilse de, bu mesajın kime hitap ettiği her zaman net değil. Çünkü çoğu zaman kadınlar kendisi için değil, erkeğin arzuları ve bakışı için sunulmuş bir “gücün” algısı yaratıyor.

Görünüşte özgürleştirici bir imaj gibi görünse de, derinde hâlâ erkeğe hizmet eden bir cazibe anlatısı var. Sanat ve moda kadın bedenini ve cinselliğini güçlü bir metafor olarak kullanıyor ama bu metafor aslında kadının entelektüel, düşünsel gücünü göz ardı ediyor.

Bilgelik, zeka ve yaratıcılık hâlâ görsel hikaye anlatıcılığında ikinci planda kalıyor. Çünkü bu tür değerler, erkek egemenliğine tehdit oluşturabilir. Kadının gücünü şehvetten veya bedeninden ibaret değil, tam tersine onun karakterinden, zekasından ve çok katmanlı ruhundan geliyor.

Ama bunu anlatmak daha zor ve daha az ticarileştirilebilir olduğu için, popüler kültür ve moda dünyası bunu göz ardı edebiliyor.

Kadın bedeni üzerinden gücün tanımlanması sanatsal açıdan etkileyici olsa da gerçek bir kadın devriminden uzak kalıyor. Bu tarz kampanyalar kadınlara “görünüşün senin en büyük gücün” mesajı vermeye devam ediyor ve bu da bence sorunlu.

Cazibe, özgüven ve güç zekadan gelir. Stil ve moda bu mesajı yansıtan bir araç olmalı.

6c69fa53bad03ba453ef63169db1b2da

Ludovico Benazzo & Georgina Grenville / Fall 1996
Photographer: @mariotestino

Moda Dünyası Bu Farkındalığa Erişmeye Başladı mı, Yoksa Hâlâ Yüzeyde mi Kalıyor?

Farkındalığın tam oturmadığını düşünüyorum. Hâlâ “kadın gücü” çalışmaları çok yüzeysel kalıyor.

Ama eskiye göre büyük bir fark var. Artık “gerçek güçlü kadınlar” – yani zeki ve bilge kadınlar – bir şekilde daha güçlü ses çıkarmaya ve daha çok “yer kaplamaya” başladılar. Artık birçok kadın bilimle, sosyal aktivitelerle, siyasetle, zeka ve entelektüelliği ile anılıyor; fiziksel güzellikle değil.

Bu güçlü kadınlardan Leandra Medine, 2010 yılında ilk moda bloglarından biri olan Man Repeller’ı açtı ve moda dünyasında, özellikle dergicilik kavramında büyük değişiklikler yarattı.

Man Repeller, özellikle erkek bakış açısını reddeden, kadınlar için moda yapan bir platform olarak benzersizliği ile büyük ses getirdi. Zamanla moda dünyasında öyle güçlü ses çıkardı ki, erkek egemen dünyada hem ticari hem erkek gücünü tehdit eden bir platform olarak algılandı ve 2020’de kapatıldı.

Man Repeller kapansa da, yaptığı çalışmalarla kadınlarda farklı bakış açısı yaratmayı başardı ve bu etki hâlâ devam ediyor. Leandra Medine’nin yaklaşımı, “Moda benim için, ben nasıl istersem öyle giyinirim” fikrini yüceltirken, kadınların zorunda olmadığını ve stilin kendini ifade etmenin bir aracı olduğunu cesurca savundu.

Medine, güzellik normlarına karşı çıktı ve normal hayatta çok da “norm” sayılmayacak kadınların bile güzel olduğu mesajını verdi. Modanın erkek gözüne değil, kadına hitap etmesi gerektiği farkındalığını başlattı.

Leandra Medine

Leandra Medine

İşte böyle kadınlar oldukça, kadın hakları ve kadınların gücü yüzeysellikten çıkıp asıl gücü ortaya çıkaracak. Değişim her zaman önce kendimizden başlar. Bugün kendi gücümün farkında olabilirsem, çevremdekiler için bir farkındalık yaratabilirim. Unutmayın, biz kadınlar hepimiz büyük bir zincirin halkalarıyız. Her birimiz bir halka olarak güçlü durursak, hiçbir şey bu zinciri kıramaz.

Moda Kimin İçin? Kadın Gücü mü, Erkek Fantezisi mi?” üzerine 2 görüş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön