2025’te hâlâ ırkçılık için yeni maskelerle karşılaşıyoruz. Bu, tek tek bireylerin değil, sistemin ürettiği zehir. Adalet için önce kendi içimizdeki nefretle yüzleşmeliyiz.
Yazı: Sofi Ashkriz
Haftalarca bir insanla konuşuyorsunuz. Onun yalnızlığını dinliyor, sabırla yanında oluyor, moral veriyorsunuz. İletişim ilerledikçe size güveniyor gibi görünüyor. Sonra bir gün, hayatınızdaki belirsizliklerden bahsediyorsunuz — dürüstlükle, umut vermemek için açık açık. Beklediğiniz şey anlayış, belki biraz empati. Gelen yanıt ise bambaşka: kaba, aşağılayıcı, ırkçı, nefret dolu.
Bir anda, karşınızdaki kişi yıllardır içinde biriktirdiği öfkeyi, nefreti, küçümsemeyi size kusuyor. Sadece kimliğiniz, uyruğunuz üzerinden yargılıyor. Bu nefret nereden besleniyor? Bu küçümseme, bu “sen değersizsin” bakışı nasıl hâlâ bu kadar canlı?
Yıl 2025!
Yıl 2025. Ve hâlâ Batı’da bazı insanlar, Doğulu birini gördüğünde zihninde tek bir şablon açıyor: dilenci, dolandırıcı, köle, terörist. Peki bu tesadüf mü? Hayır. Bu, kapitalist düzenin, emperyalist propagandanın ve medya aygıtlarının sistemli şekilde ürettiği bir zihinsel zehir. İnsanları “üstün” ve “aşağı” diye ayıran bu kirli ideolojinin adı: ırkçılık.
Irkçılık - Pinterest
Soruyorum:
- Birini aşağılayarak kendinizi daha mı güçlü hissediyorsunuz?
- Başkasını küçümseyince kendi hayatınızdaki eksikler kapanıyor mu?
- Bu nefret size hangi kapıyı açıyor?
Dünyadaki büyük isimlerin çoğu Batı’dan çıkmadı. Aksine, önyargılarla mücadele etmek zorunda kalan, “değersiz” görülen coğrafyalardan çıktı. İşte ironi tam da burada: Köle yerine koyduklarınız, dünyayı değiştiren insanlar oldular.
Irkçılık bir kanserdir. Önce iyileştirmeyi denersiniz, ama direnirse kesip atmak zorunda kalırsınız. Ben kendi hayatımda bu sınırı çektim. Ama asıl mesele şu: Benim sınırım, onun nefretini durdurmaya yetmeyecek. Çünkü sorun tek bir kişide değil. Sorun, bu sistemi sürdüren milyonlarda.
Peki ya siz?
Siz kendi insanlığınıza sahip çıkacak mısınız?
Siz çocuklarınıza nasıl bir dünya bırakacaksınız?
Adalet, önce kendi içinizde başlar. İçinizdeki nefretin kaynağını bulmadıkça, önyargılarınızı sorgulamadıkça bu kirli döngü sürecek. Ve her yeni kuşak, bir öncekinden daha zehirlenmiş doğacak.
🌍 Dünya değişmeyecek diyorsanız yanılıyorsunuz. Dünya değişecek. Ama o değişimin hangi yönde olacağı sizin cesaretinize bağlı.
İngilizce İçerikler için Substack The Mirror of Style sayfasını takip edin.
