Zihinsel dağınıklık, sadece düşüncelerin değil, duyguların da yerinden oynamasıdır. Bu fırtınalı iç hâl, bazen köklerimizi unutturur. Peki, en zor anlarda bile içsel dengeyi nasıl kurabiliriz?
Yazar: Sofi Ashkriz
Zihinsel dağınıklık, insanın sadece kafasının içinde yaşanmaz. Bedeninde, duygularında, hatta nefesinde bile hissedilir. Hayat öyle zamanlar yaratır ki, hiçbir yer güvenli, hiçbir düşünce sağlam gelmez. Zemin kayar, gökyüzü griye döner, kelimeler anlamsızlaşır. İşte böyle anlarda içimizdeki fırtına da dışarıdaki kadar sert eser. Ama insan tuhaf bir varlık… Bazen en çok savrulduğumuzda, en derin köklerimizi fark ederiz. Bugün bu yazıyı, kendi zihinsel dağınıklığımın içinde bir nefes alanı yaratmak için yazıyorum. Belki sizin zihniniz de şu an darmadağın. Eğer öyleyse, birlikte köklenmeye çalışalım.
Kökler Nerede?
Kimi insanlar için kök, çocukluk anılarıdır; kimi için doğduğu ev, ailesi, memleketidir. Ama bazen kök, bunların çok ötesinde bir mücadeledir. Benim için kök, bana sadece kim olduğumu değil, kim olmayı reddettiğimi de hatırlatan bir şey.
Vatanımdan uzağım bugün. Ama köküm hâlâ orada. Çünkü o topraklar sadece doğduğum yer değil; hayatın, özgürlüğün, onurun ve gelişmenin mümkün olduğuna inandığım yerdi. Bugün o kökün üstüne çökmüş bir rejim, kanser gibi yayılıyor; halkı eziyor ve bölgeye korku saçıyor. Ve ben, o köklerime sahip çıkmak için uzakta da olsam direniyorum. Çünkü o toprakların ruhu, zalimlerin değil; hayatı seven, onurlu, üretken insanların ruhudur. Ben asla bu asaletimi unutmadım, unutmayacağım da.
Kök dediğimiz şey bazen bir bayrak, bir şehir, bir anı değildir yalnızca. Bazen bir değerler bütünü, bir varoluş direnişi olur. Kimliğin, sesin, sözün olur.
Ve her ne kadar yerinden edilmiş, yalnız, savrulmuş hissetsen de…
Kök, senin içinde hâlâ yaşamaya devam ediyordur.
Sana ait olanı senden söküp almaya kimsenin gücü yetmez.
Zihinsel Dağınıklıkla Nasıl Baş Ederiz?
Bazen her şey üst üste gelir. Haberler kötüdür, gelecek belirsizdir, dışarısı karanlıktır ve içimizdeki ses de susmaz. Zihnimiz dağılır; bazen düşünemeyiz, bazen duramayız. Tam olarak ne yapmamız gerektiğini bilmeyiz ama hiçbir şey yapamamak da boğar. Böyle anlarda insan çaresizce bir çıkış yolu arar.
Ben bu dağınıklığın içinde önce kendime küçük adacıklar kurmayı öğrendim. Bazen bu bir yazı oldu, bazen bir yürüyüş. Bazen sadece temiz bir bardak su içmek bile kendime döndüğümü hissettirdi. Bir ritüel gibi değil, bir tutunma gibi. Çünkü zihnim darmadağınken, onu düzenlemeye çalışmak daha da zor geliyor. Ama küçük bir şey yapmak —mesela iç sesimi yüksek sesle söylemek, “Evet, şu an çok kötü hissediyorum” demek bile— o dağınıklığın içinde bir yer açıyor insana. Sessiz bir yer. Derin bir nefes gibi.
Meditasyon, nefes egzersizi, temiz beslenmek, ekranlardan uzak durmak... Bunlar belki çokça önerilmiş şeyler ama mesele bu tekniklerin sihri değil. Asıl mesele, bunları kendinize hatırlatma şekliniz. Zihniniz dağınık olabilir ama siz onunla savaşmadan, onunla kalmayı seçebilirsiniz.
Çünkü toparlamak bazen toparlamamakla başlar.
Kendinize izin vermekle. “Şu an dağınığım, ve bu da geçecek” diyebilmekle.
Kök Salmak, Büyümek Değildir Her Zaman
Hayat bize hep “ilerle”, “yüksel”, “üret”, “başar” diye fısıldar. Sanki bir an bile durmak, olduğun yerde kalmak bir başarısızlık göstergesiymiş gibi. Oysa bazı zamanlar vardır ki, mesele büyümek değildir. Mesele, sadece hayatta kalmaktır. Nefes almaya devam etmektir. Ve bu da en az büyümek kadar değerlidir.
Ben bugün tam da böyle bir dönemdeyim. Ne yeni projelerim var önümde, ne parlak başarılarım. Ama hâlâ buradayım. Yazıyorum, düşünüyorum, direniyorum. Bu da bir varoluş biçimi. Bazen gelişim; sert toprakta kök salmak, görünmez mücadeleler vermek, içten içe dayanıklı kalmaktır. Dışarısı aynı kalsa bile, sen içten sağlam kalmayı başardın ya... İşte bu, bir zaferdir.
Hayat hep ileri gitmek zorunda değil. Bazen olduğun yerde kalmak da bir tür yürüyüştür. Bazen sadece “varım” demek bile yeter.
Ve belki de umut tam burada başlar:
Yarın için büyük planlar yapmadan, bugünü onurlu bir şekilde yaşayarak.
Yıkılsan bile, yerden kalkmayı seçtiğin sürece ilerlemeye devam edersin.
Kapanış:
Bugün fırtınanın içindeyseniz, zihinsel dağınıklık yaşıyorsanız, bilin ki yalnız değilsiniz. Köklerinizi unutmayın. Çünkü hangi rüzgâr sizi savurursa savursun, içinizdeki toprak seni yeniden taşıyacaktır.
Kök, sadece geçmişin değil; yeniden başlamaya cesaret ettiğiniz her anın tanığıdır.
